ZEKİ MÜREN...
Sanat Güneşi, Güneşin Oğlu, Işıkların
Prensi...
Bu isimler sevenlerinin O’na verdiği
isimler. Aslında bunların hiçbiri O’nu
tam olarak anlatmağa yetmiyor.
Türk Musikisi’nin büyük değeri ZEKİ
MÜREN’i sahnede pek çok kez izleme
fırsatı buldum. 1976 yılında da “Güneşin
Oğlu” LP’si ile birlikte çalışma ve
tanıma olanağım oldu.
Şimdiye kadar piyasaya pek çok ZEKİ
MÜREN albümü çıktı. Bunlar 45’lik plak,
LP ve radyo kayıtları. CD olarak dinleme
fırsatı buldunuz. Ama hiçbiri O’nu
gazinoda, konserlerinde halkla
buluşmasını, dinleyicisiyle kurduğu
sıcak ilişkiyi, sevenlerinin coşkusunu
yansıtmıyordu. Elinizdeki bu albüm
Lunapark gazinosunda yapılmış bir canlı
konser kaydı. Bu albümde O’nun diğer
albümlerden farklı olarak ZEKİ MÜREN’in
sahne sanatçısı olarak nasıl
devleştiğini, izleyenlerle kurduğu
sımsıcak ilişkiyi, sahne repertuarını
dinleme imkanı bulacaksınız.
Bu şarkıların oluşmasını sağlayan tüm
eser sahiplerine, albümü size
sunabilmemiz için izin veren Türk Eğitim
Vakfına çok teşekkür ederim. Yine
kartonetinde güzel yazılarıyla bize
destek veren Sayın Sadun Aksüt’e, Sayın
Doğan Hızlan’a, Sayın Atilla Dorsay’a,
çok teşekkürler.
Bu albümün hazırlanmasında birlikte
çalıştığımız Nurhan Gürciyan, Zeynep
Göktürk ve Fatoş Dinçtürk’e de
teşekkürler...
Canlı, heyecanlı bir ZEKİ MÜREN
dinlemeğe hazır mısınız? Haydi o zaman
basın düğmeye...
Dani Grünberg
Odeon Grubu Müzik Yapımcılık
Yönetim Kurulu Başkanı
Eylül 2009
ZEKİ
MÜREN
15 küsur sene tamburumla refakat
etmekten gurur duyduğum ve kendisine
“Işıklar Prensi” adını taktığım rahmetli
ZEKİ MÜREN, nev-i şahsına münhasır bir
sanatkardı.
Kendisi saz arkadaşlarını sahnede hiç
yormayan usta bir okuyucuydu.
Programlarını çok düzenli olarak kendisi
yapardı. Dinleyici ile arasındaki uyum
olağanüstüydü.
İşine çok önem verirdi. Gazinoya adım
attıktan sonra herkese karşı çok
ciddiydi ve herkesten de bunu beklerdi.
Ancak program bittikten sonra, eğlenceli
kişiliği ortaya çıkar, sahne arkasında
saz arkadaşlarını eğlendirmek için
oyunlar oynardı.
Son derece iyilik sever bir insandı. Pek
çok kişi bilmez, Ümraniye’de bir köy
vardı. O köydeki tüm evleri ve okulu
yaptırdı; bununla da kalmadı, köy
halkına sürekli yardımda bulundu.
Sağlığında çok çocuk okuttu. Ölümünden
sonra da Türk Eğitim Vakfına yaptığı
bağışla hala da okutmaya devam etmekte.
Onunla 15 yıl süren çalışma
arkadaşlığımız sırasında acı-tatlı pek
çok anı paylaştık. Gönlü bol bir
insandı. Avustralya’da konserler
verdikten sonra ülkeye dönecekken, ben
kendisine “Ömrümüz bir daha buraya
gelmemize yetmeyebilir, gelmişken
Singapur’u da görelim,” dedim. Beni
kırmadı. Yavuz Özüstün, Nevzat Sümer ve
ben, birlikte birkaç gün Singapur’da
Royal Ramada Hotel’de kaldık. Bize
hiçbir şey ödetmedi, itiraz edecek
olduğumuzda ise “Sizler olmasaydınız,
ben burada olabilir miydim,” dedi.
Sadece Türkiye’de değil dünyanın pek çok
yerinde birlikte konserler verdik.
Mesela Londra Royal Albert Hall’da
konser veren ilk Türk solisttir.
Avustralya’da bizden bir hafta önce
konser veren Tom Jones’un bilet
fiyatları 10 dolar iken, Zeki Müren
konser biletleri 12 dolardan satıldı.
Ölümüne çok üzüldüm, uzun yıllar
birlikte çalıştığım bir dostumu
kaybettim. Hala yeri doldurulamadı...
Nur içinde yat IŞIKLAR PRENSİ...
Sadun Aksüt
Ağustos 2009
ZEKİ
MÜREN’i hem çok sahnede dinledim hem de
long play’lerini, CD’lerini. Kendisiyle
de konuştum, o dışarıya dönük neşesinin
altında onulmaz bir hüznü vardı.
Sahneye yenilik getirdi, icraya da ayrı
bir lezzet kattı. Ailem de meraklı
olduğundan Türk müziği icra edilen
gazinolarda çok fasıl dinledim.
Dinlediğim bu kaydın bir özelliği var.
Fasıl ve solo. ZEKİ MÜREN bu bileşimi de
ustalıkla başarmış. Beni çocukluk
anılarıma götürdü. Canlı konser kaydı
olması, bana ayrı bir zevk verdi.
Tekniğin müdahalesi olmadan, sesi,
müziği dinledim.
İcra edilen parçalar da gerçekten
fasıllarda çok çalınan, söylenen
besteler.
Yeni bir ZEKİ MÜREN CD’si. Meraklısı,
seveni için çok özel bir kayıt.
Doğan
Hızlan
Eylül 2009
Zeki Müren...
Ölümünün
üzerinden (1996) onüç yıl geçmesine
karşın, kayıtlara göre plakları hala en
çok satan listelerinde olan, kendine
özgü büyük sanatçı...
Üzerinde
çok konuşulan, çok şey söylenen, çok
dinlenen, ama belki hayat hikayesi hala
çok kapsamlı bir araştırmayı, bir dev
kitabı bekleyen...
Onu bizzat sahnede görmek, şarkılarını
onu görerek dinlemek büyük bir
ayrıcalıktı. Ben yaşım gereği bu
ayrıcalığa erişenlerdenim. Onu en
azından iki kez sahnede gördüm (belki
daha çok, tam hatırlamıyorum). Bir kez
Küçük Çiftlik Parkı’nda, bir kez de
İzmir Fuarı’nda... Hatta fuar konseri
sonrası Büyük Efes Oteli’nde tanışmış,
konuşmuş ve söyleşmiştik.
Onun sahnede yaptığı devrimi bilmek bir
şeydir, bizzat gözlemlemek başka bir
şey... Seyircisiyle kurduğu inanılmaz
diyalog, ona sürekli gösterdiği saygı ve
sevgi, dönemi için açık-saçık
sayılabilecek kimi esprilerini bir aile
ortamı için gerektiği kadar yumuşatma
becerisi, Türk musikisine kesin
hakimiyetle biraz ‘işveli’ bir sunuş
biçimini çok akıllıca dengelemesi
olağanüstüdür. Bunu biraz olsun
kavrayabilmek için, stüdyo veya radyo
kayıtlarından çok konser kayıtlarını
dinlemek gerekir.
İşte bu albüm bunu yapıyor. 1970’li
yılların sonunda Lunapark Gazinosu’nda
yapılmış olan kayıt, şaşılacak kadar
iyi. Sunuşundaki içtenlik hissediliyor.
Ve o hınzır bir zeka kadar müzik
bilgisine de yer veren sıcacık atmosfer,
eski kayıtlardan çıkıp odalarınızın
içine yayılacak. Zeki Müren sevenler
için bundan büyük bir armağan olur mu?
Atilla
Dorsay
Eylül 2009
1 -
Taksim + Derdimi Ummana Döktüm
(Koro)
2 -
Hicran Yarası
3 -
Seni Sevda Çiçeğim
4 -
Taksim + Sen Bu Yerden Gideli (Koro)
5 -
Hastayım Yaşıyorum
6 -
Baharı Bekleyen Kumrular Gibi
7 -
Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine
8 -
Ararım Seni Her Yerde – Muhabbet
Bağı (Solo+Koro)
9 -
Odam Kireç Tutmuyor
10 -
Ayağında Kundura
11 -
Siyah Ebrulerin (Koro)
12 -
Unutamam Seni
13 -
Pencerenin Perdesini
14 -
Esmerim Biçim Biçim
15 -
Nideyim Sahn-ı Çemen
Albüm Kapakları
Zeki Müren Biyografi:
Bursa’da başladığı orta öğrenimini İstanbul’da Boğaziçi Lisesi’nde
tamamladı. İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin Yüksek
Süsleme Bölümü Sabih Gözen atölyesinden mezun oldu. Desen
çalışmalarını öğrencilik yıllarından başlayarak pekçok kez
sergiledi.
Zeki Müren, Bursa’da tamburi İzzet Gerçeker’den aldığı solfej ve
usül dersleriyle musiki bilgileri öğrenmeye başladı. 1949′da,
Boğaziçi Lisesi’nde okurken Agopos Efendi (sinema yönetmeni ve
senaryo yazan Arşavir Alyanak’ın babası) ile udi Kirkor’dan aldığı
derslerle de musiki eğitimini sürdü. Daha sonra fasıl musikisini iyi
bilen ve geniş bir repertuvarı olan Şerif İçli’den çeşitli eserler
meşk etti; Refik Fersan’dan, Sadi Işılay’dan, Kadri Şençalar’dan
yararlandı.
1950′de sınavla İstanbul radyosu’na girdi. İstanbul radyosunda
1951′de, canlı olarak yayımlanan bir programda ilk radyo konserini
verdi ve bu konseri çok beğenildi. Bundan sonra Türkiye radyolarında
düzenli olarak okumaya başladı. Radyo programları on beş yıl sürdü,
bunların çoğu canlı yayın programlarıydı. Müren bundan sonra kendini
daha çok sahne ve plak çalışmalarına verdi. Alışılmış kalıpları
zorlayan elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli
olarak üstünde tutmayı başardı.
Zeki Müren 600′ü aşkın plak ve kaset doldurdu. Plağa okuduğu ilk
şarkı Şükrü Tunar’ın “Bir muhabbet kuşu” güfteli şarkısıdır. Müren
1955′te “Manolyam” adlı şarkısıyla Türkiye’de ilk kez verilen Altın
Plak Ödülü’nü kazandı.
Zeki Müren Türkiye’de en çok konser veren ses sanatçısıdır. Bir
yılda yüz konser verdiği dönemler olmuştur. Kendisine ’sanat güneşi’
ünvanı verilmiştir. Yabancı ülkelerde de birçok konser vermiştir.
İki yüz dolayında şarkı besteledi. On yedi yaşındayken bestelediği
“Zehretme hayatı bana cânânım” mısraıyla başlayan acemkürdi şarkı
bestelediği ilk şarkıdır. “Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu”
(suzinâk), “Manolyam” (kürdilihicazkâr), “Bir demet yasemen” (nihavend),
“Gözlerinin içine başka hayal girmesin” (nihavend) güfteli şarkıları
sık sık okunan, en sevilen şarkılarıdır. Müren bu şarkıları plaklara
da okumuştur. Unutulmaz Maksim Gazinosu sahnelerinde aralıksız 11
yıl Behiye Aksoy ile dönüşümlü olarak sahne almıştır.
Zeki Müren 1954′te Beklenen Şarkı adlı filmde sinema oyunculuğuna
başladı. Büyük bir ticari başarı kazanan bu filmden sonra
şarkılarının çoğunu kendisinin bestelediği on sekiz filmde daha
oynadı. 1955′te de Arena Tiyatrosu’nca sahneye koyulan Çay ve
Sempati adlı oyunda da baş roldeki oyuncuydu. Ayrıca ‘Bıldırcın
Yağmuru’ isimli bir şiir kitabı da vardır.
Zeki Müren kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı yüzünden 1980′den
sonra sahne hayatından ve musikiden uzaklaştı. Bodrum’daki evine
kapandı, münzevi bir hayat yaşadı. 24 Eylül 1996 Çarşamba günü, TRT
İzmir Televizyonu’nda kendisi için düzenlenen tören sırasında
geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Cenazesi
görülmemiş bir halk kalabalığının katılmasıyla büyük bir törenle
kaldırıldı. Mezarı, doğum yeri olan Bursa’da Emirsultan
mezarlığındadır.
Vasiyetinde mirasının en büyük bölümünü Türk Eğitim Vakfı ve
Mehmetçik Vakfı’na bıraktı.
Mehmet
Barlas'tan
Türk müziğinin ve konser sahnelerinin
efsaneleşmiş ismi olan Zeki Müren'in
(1933-96) bu albümündeki eserleri
dinlerken, onunla birlikte Lunapark
müzikholündeki bir geceyi
yaşayacaksınız.
Bu albümdeki parçalardan Semahat
Özdenses bestesi "Akşam oldu hüzünlendim
ben yine"yi Zeki Müren'in müzikholdeki
müşterilere sunmasını dinlerken,
onun kitlelerle kurduğu diyalogun
şifrelerine de ulaşacaksınız.
-Canım dinleyicilerim
-Aşklarım, dünya güzellerim
-Beni yaşatan varlıklarım
-Helal olsun sizlere
-Canlarım
Dinleyicilere bir şarkıyı sunarken bile
bu söylemlerle yaklaşan ve onları
velinimeti olarak gördüğünü her fırsatta
tekrarlayan Zeki Müren, önceden
hazırladığı şarkılar dizinini bile, o
anda dinleyicilerin onayıyla
belirlemiş gibi davranır.
Zeki Müren için müzikholdeki, radyodaki,
konser salonundaki dinleyicilerin
hepsi "Elit ve nezih zümre"yi oluşturur.
Onlara söyleyeceği şarkılara
eşlik etmeleri için "Rica" değil "Reca"
eder.
Onun dilinde "Türk Musikisi" artık "Türk
Musıkıysi"dir.
Zeki Müren'in 1950'lerin başında
İstanbul Radyosu'nda başlayan sanat
hayatında tabii ki dönemler vardır.
Düz ve yalın okuduğu ve çoğunlukla
klasik besteleri yorumladığı dönem,
1960'ların ortasında, sahne üslubunun
ağır bastığı, kadanslarla şarkıların
kişselleştirildiği dönemlere yerini
bırakır.
Artık o sadece usta bir "İcracı" değil
aynı zamanda eşsiz bir "Showman"dir
de.
İnsanlar onu sadece dinlemek değil
izlemek için de Maksim'e
koşarlar.Giysileri, günün konusu olur o
dönemlerde.
Bu albümde Zeki Müren'in sahne
repertuarının ne tür geniş bir yelpaze
oluşturduğunu da göreceksiniz.
Avni Anıl şarkısından (Kader kime
şikayet edeyim) Sadullah Ağa'ya (
Nideyim sahn-ı çemen seyrini) uzanan bir
zaman dilimindeki müzikal
yolculuktur onun programını izlemek.
Eğer "Ayağında kundura"yı toplum
benimsemişse, bu Türki Zeki Müren'in de
repertuarına hemen girmiştir.
Sayısız Zeki Müren albümü var raflarda.
Ancak Odeon'un bu albümü diğerlerinden
çok farklı.
Bu albümle 1970'in bir gecesine dönüp,
Zeki Müren'i Lunapark sahnesinde
dinleyeceksiniz.
24 Eylül
1996 24 Eylül 2009 Zeki Müren’den
ayrlışımızın 13. Yılına yaklaşırken 31
yılı aşmış olacak Zeki Müren ile
modacı-sanatçı dost bağlamındaki
beraberlik ve de sırlarla dolu
eskimeyecek dostluğun saygın
birlikteliği…
Hayatın anlamlı duraklarında hep beraber
olduğumuz; 6 Aralık doğumgünleri,
konserlerinde, ödül törenlerinde, TV
çekimlerinde, balolarda vs özel günlerde
özel giysilerle, tıpkı günlük yaşamdaki
kıyafetlerinde de olduğu gibi… Ta ki
yaşamının son durak akşamından üç akşam
evvelinden başlayan kostüm provaları,
TRT çekimi için hazırlanış beraber
oluşumuz… TRT İzmir Stüdyoları sahnede
krizin gelişi, dilaltı hapını
verişim…Soyunma odasına gelişimiz… Bir
çınarı şehit vermenin acısı. Nefesini o
ufacık soyunma odasında paylaşmak… Anı
dağarcığımıza unutulmaz hayat gerçeğini
yazarak.
Sizi hiç sevdiğiniz
terketti mi? Gözünüzün önünden bir
vakitler yaşamış olduğunuz o
güzellikler, sıcak duygular yokolup
gitti mi? Şimdi soluk resimlerde kalmış
birer anı mı oldular? Baktıkça
kahrolmanın eşiğinden zor mu döndünüz?
İçiniz acırken gözyaşlarınız yüreğinize
mi aktı?
Yaşamın son akşamında
ellerinizde dünyaya veda edişi. Bu son
beni ne kadar üzmüşse ayrılışından
bugüne kadar geçen dönem daha fazlası
ile üzmekte. Kırgın, buruk ve de
müteessirim. Zeki Müren’in modacısı
olarak anılmaktan gurur duyuyorum. Her
giyside ilklerin öncülüğünü yapmanın
onuru vardı. İlk altın yakalı smokin… Ve
son gece sawarovski taşlarla süslenen
yılan derisi smokinine kadar… On sekiz
yılda okuduğu her şarkı için ayrı ayrı
birer sanat değerleri olan giysi
eserler, hazın erdemliğini gösteren bir
sanatçı olarak üzgünüm…
Tartışmaya hiç açılmayan
bir konudur, insan kıymetini bilmemek,
kadir bilmezlik bence önemli
kusurlarımızın başta gelenlerinden biri…
Sizler ODEON kurumu
olarak bu tabuyu yıkıp Lunapark’taki son
sayılabilecek, benimde orada bulunduğum
konserini ölümsüzleştirip,
abideleştireceğinizden dolayı
tebriklerimi sunuyor, saygılarımı arz
ediyorum efendim…
Gelip geçiciyiz… Her
ilkin bir sonu olduğu gibi çok derin
saygıyla andığım eskimeyecek dostumu
anıyor, rahmetler diliyorken