|
Halk şairi
diye tabir edilen OZANLAR yüzyıllardır halkın dili
olmuşlardır. Yaşadıkları toplumun duygu ve düşüncelerini
dile getirerek, yol gösterici olan OZANLARIN tarihi,
Eski Türk inanışlarındaki “ŞAMAN”a kadar uzanmaktadır.
Türklerin müslümanlığı
kabul ederek Anadolu’ya yerleşmeleri yüzyıllar sürer.
14-15. yüzyıllarda rastladığımız “aşık” sözcüğü Türkçe
“ışık”, Arapça “seven-gönül” anlamına gelir.
Araştırmacı Fuat
Köprülü, Aşık ve Aşık Edebiyatını şöyle tarif eder;
“Aşık, halk arasında umumiyetle saz şairlerine verilen
bir isimdir. Yine halk arasında dolaşan bir çok
menkıbeler maddi ve cismani, aşktan manevi ve ruhani,
aşk derecesine yükseldiklerini, saz çalıp söylemeyi ve
ilahi vasıtalarla yani; ya bir mürşidin, pirin yahut
Hızır Peygamberin rüyada veya hakikatte tecellisi ile
öğrendiklerini anlatır. Aşık Edebiyatı dediğimiz zaman
sadece 16.-20. hatta 17 ile 20. asırlar esnasında
Anadolu’da yetişen eserleri ve edebi ananeleri
zamanımıza kadar devam edip gelen Saz Şairlerine mahsus
şiir tarzını kastetmekteyiz.” demektedir.
Anadolu’da halk
edebiyatı ve müziğinin önemli bölümünü teşkil eden
Aşıklık geleneği, geçmişten günümüze kadar uzanan,
kültür mirasının taşıyıcısı olmuş, birçok konuda
insanlarını aydınlatmıştır.
Aşıklar, insanı, doğayı,
aşkı, tasavvufu ve yaşamdan ölüme her şeyi anlatır. Bu
yüzden, Halk Aşığı adını da almışlardır.
Bugünkü Aşık
edebiyatında Alevi-Bektaşi etkisi ağırlıktadır.
Aşıkların, Bektaşi ruh ve edasına sahip olmalarında
etkili unsur, Bektaşi felsefesinin dayandığı hoşgörüden
kaynaklanmaktadır. Türklerin müslüman olmasıyla
toplumda başlayan ve güzel sanatları sınırlayan
yaklaşımlar “sazı yasaklama, şeytan işi görme”
Alevi-Bektaşi düşüncesiyle bir çıkış bulmuş ve burada
kendisini var etmiştir.
OZANLAR “Uzun ince bir
yol...”, çalışması; Eski Türklere kadar uzanan bir
geleneğin, günümüze ulaşan örneğidir. Çoğunlukla
arşivimizde bulunan, Alevi-Bektaşi Ozanların bir seçkisi
niteliğindedir.
1960-1972
yılları arasında ODEON tarafından yayınlanan halk müziği
çalışmalarının önemli bir bölümünü oluşturan OZANLAR
albümü, uzun bir çalışma sonucunda hazırlandı.
Geçmişten
geleceğe bir köprü olan ozanlarımızın türküleri Aşık
Veysel’in dediği gibi “Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum
gündüz gece” ile yeni nesillere aktarılmaktadır.
Değerli
Ağabeyim Ozan Lütfü Gültekin’in 1972 yılında Davut
Sulari’nin hiç duyulmayan, “Haydar Ağababa’ya Ağıt”
kaydını bizlerle paylaşması Ozanlık geleneğinin bir
sembolü olarak görüyorum. O yıllarda Davut Sulari ile
olan bir anısını ve bu albümle ilgili düşüncelerini
bizimle paylaştı. Sağ olsun.
Rahmetli
Davut Sulari gençlik yıllarımda; yani 14-15 yaşlarından
beri dinleyip takdir ettiğim bir ozandır. Kendisini
memleketim olan Tunceli’de tanıdım; daha sonra, 60’lı
yıllarda İstanbul’da vermiş olduğu halk konserlerinde
dinledim.
Aradan
yıllar geçti, ben gurbete çıktım. Gurbetçilere konserler
vermek için Ozanlarımız da sık sık yurt dışına
çıkıyorlardı.
Ozanımızın
(Davut Sulari) yolu, benim de yaşadığım Belçika’ya
düşmüştü. Kendisini 1 ay kadar misafir edip, ağırladım,
birlikte çok güzel anılarımız oldu.
Kardeşi,
Haydar Ağbaba’nın Almanya’da trafik kazası geçirip,
vefat ettiğini duymuştum. Bir akşam kendisine; “Ağbaba
için ağıt yakmışsınızdır” dedim. “Hayır” dedi, ben
tekrar rica ettim, bir süre sessiz kaldı; sonra yanı
başında duran sazını aldı ve Haydar Ağbaba için
dinlediğiniz bu ağıtı (Haydar Ağbaba’ya Ağıt) okudu. Çok
duygulanmıştım. Aradan 35 yıl geçmiş olmasına bu ağıtı
her dinlediğimde duygulanıyorum. Mekanları cennet olsun.
Bu albümde
yer alan Ozanlarımızın birkaçı hariç, hepsini tanıma
fırsatım oldu. Birçoğunun sazlarını taşıdım, hizmet
ettim, ne mutlu bana, onların dualarını aldığımı
hissediyorum.
Elinizdeki
bu albümün mutlaka herkesin arşivinde bulunması
gerektiğine inanıyorum. Çok eski plak şirketi olan
ODEON’u ve aylardır bu albümün oluşumunda emeği geçen
Engin Arslan’ı kutluyorum. Lütfü Gültekin”
Bu
çalışmada bizlerden desteklerini esirgemeyen;
Ozanlarımıza ve aramızda olmayan ozanlarımızın
varislerine teşekkür ediyoruz.
2 Temmuz
1993 Sivas, Madımak Otelinde hayatlarını yitiren
ozanlarımıza, aydınlarımıza ve arkadaşlarımın anısına...
Engin
Arslan
Ağustos 2007
Kaynak:
Metin Turna “Halk Şiiri ve Saz Şairi Kavramları”
Erman Artun “Aşıklık Geleneği ve Aşık Edebiyatı” |