|
1924 yılından günümüze kadar birçok
önemli müzisyeni, sanatçıyı
dağarcığımıza kazandıran ODEON Türk
Halk Müziği serisinin ilk solosu
“Nurettin Dadaloğlu – Odeon Yılları”
albümünü 1960’lı yıllardan günümüze
aktardı.
Kayıt teknolojisinin gelişmeye
başladığı 1960 yıllar, beraberinde
birçok ses ve saz sanatçısına
kendilerini ifade etme olanağı
vermiştir. Burada öncü rolü üstlenen
ODEON müzik kültürümüzün çok
çeşitliliğini o dönem yayımladığı
plaklarla göstermiştir. Nurettin
Dadaloğlu bu çalışmalara örnek
gösterilecek niteliktedir.
Türk Halk Müziğinin önemli
simalarından Nurettin Dadaloğlu 1933
yılında dünyaya gelir, aslen
Bayburtlu’dur. Sanat yaşamına tambur
çalarak başlar. İlk Müzik
çalışmalarında kendisi gibi sesi
güzel olan babası ve dayısının büyük
katkıları olur. Uzun bir süre Halk
Evleri ve korolarda saz ve ses
eğitimi alan sanatçı Muzaffer
Sarısözen’in dikkat ve beğenisi
sonucunda 1960 yılında Ankara
Radyosunda göreve başlar.
Radyoda çalıştığı dönemlerde görevli
olarak, 1966 – 1970 yılları arasında
Tunus, Mısır, Almanya başta olmak
üzere yurtiçi ve yurtdışında birçok
konser verir ve plaklar doldurur.
Nurettin Dadaloğlu’na çalışmalarının
bir çoğunda bağlamasıyla eşlik eden
saygıdeğer hocam İhsan Öztürk, Türk
Halk Müziğinin bu değerli ismi için
düşüncelerini şöyle aktarıyor:
“Bazı yörelerimizde icrası zor olan,
işlek bir gırtlak yapısına ve geniş
bir ses aralığına sahip olmayan
sanatçıların, üstesinden
gelemeyeceği, çok çalışılması
gereken eserler vardır. Bu eserlerin
çoğu da uzun hava türündedir. Orta
Anadolu’nun büyük bir kesiminde ve
Kuzey Toroslar’ da söylenen
bozlaklar, Güney Doğuda söylenen
divan, hoyrat, barak vb. bu
eserlerden bazılarıdır.
Bu tür eserleri iyi seslendiren
sanatçıların özel dinleyicileri ve
hayran kitleleri oluşur, konserleri
daha kalabalık olur, daha çok ilgi
görürler. Bazı sanatçılar çok iddia
sahibi olmayıp, kolay eserlerden
repertuar oluşturup, günü kurtarmayı
düşünürler. Bazı sanatçılar da daha
zor bir yol izleyip, zor eseleri
repertuarlarına alırlar. Bu tür
sanatçılar hem zamanın silemeyeceği
izler, hem de sonraki kuşaktan
sanatçılara çalışmaları için malzeme
bırakırlar.
Diyarbakırlı Celal Güzelses,
Şanlıurfalı Mukim Tahir, Kel Hamza,
Ahmet Cemil Cankat, Seyfettin Sucu,
Bakır Yurtsever, Kazancı Bedih,
Tenekeci Mahmut, Erzincanlı Salih,
Erzincanlı Şerif, Elazığlı Osman Öge,
Enver Demirbağ, Zaralı Halil vb.
sanatçılar kendi yörelerini iyi
temsil etmiş, THM repertuarına eser
kazandırmış mahalli sanatçılardır.
Nurettin Dadaloğlu da Bayburtlu
olmasına karşın Güneydoğu Anadolu
Bölgesini iyi yorumlayan, o bölgede
çok sevilen bir sanatçı olmuştur.
Örneğin; Diyarbakır’ın Celal
Güzelses’ten alınan “Ben Şehid-i
Badeyim Dostlar Demim Yad Eyleyin”
adlı Nevruzi Divanını, “Silmedin
Gözyaşını Aşkın İle Ağlayanın” adlı
İbrahim Divanını, “Kar mı Yağmış
Diyarbekir Dağına” adlı mayasını,
“Böyle Bağlar” adlı hoyratını ve
“Kalemi Kaşta Koydun” adlı Kürdi
Hoyratını, Elazığ’ın Enver Demirbağ’
dan alınan “Gam Zedeler” adlı
Şirvani hoyratını, “Yad Oldum Yüzün
Gördüm Şad Oldum” adlı elezberini,
Urfa’nın Kel Hamza’dan alınan
“Kışlalar Doldu Bugün” adlı düz
hoyratını ve daha bunlara benzer bir
çok uzun havayı kaynak kişilerden
yıllarca dinleyip, çalışarak
repertuarına almıştır.
Bunların yanı sıra Doğu ve Güneydoğu
Anadolu’nun bir çok türküsünü de
başarıyla seslendirmiş, Aşık
Ferrahi’nin “Ah Neyleyim Gönül Senin
Elinden” , Sefil Selimi’nin “Kevser
Irmağı”, “Ah Edip Çırpınan Bülbüle
Döndüm” Ali Baba’nın “Gitme Durnam
Bizim Elden” , Malatya’nın “Pınarın
Başından Ufak Taş Gelir” vb. güzel
türkülerini THM repertuarımıza
kazandırmıştır.
Odeon Müzik şirketince Nurettin
Dadaloğlu’nun 1960’lı yıllarda
45’lik plaklara okuduğu eserlerin
günümüzün teknolojisiyle elden
geçirilerek yeniden albüm olarak
dinleyiciye sunulması, genç
kuşakların pek tanımadığı ve dinleme
olanağı bulamadığı bu değerli
sanatçımıza verilen değerin en
önemli belgesidir.
Evli ve iki çocuk sahibi olan
Nurettin Dadaloğlu, 30 Ağustos 1999
yılında aramızdan ayrıldı. Bu
değerli müzik adamını saygı ile
anıyoruz.
Engin Arslan
Şubat 2008 |