|
NESRİN
SİPAHİ
Yeşilköy’de doğdu, çocukluğu
meşhur Roma dondurmacısının sırasında
bulunan güzel manzaralı, Rum yapımı,
şimdi ikinci derece tarihi eser olan bir
köşkte geçti. Babası Yunus Akçan Cibali
Tütün Fabrikası müdürüydü. Hem annesi,
hem de babası İstanbul doğumlu Kırım
Tatarı kökenliydiler. Nesrin Sipahi çok
güzel okuduğu Azeri türkülerini annesi
Adile Akçan’ın sesinden öğrendi. Kardeşi
Nihat Akçan ve ağabeyi Çetin Akçan
tanınmış tiyatro sanatçısı oldular.
17 yaşında Mari Papazyan ve Ahmet Nuri Canaydın'dan şan dersi alarak
müziğe adım attı, bir süre batı müziği
ile ilgilendi. 1952’de sınavla İstanbul
Radyosu’na girdi. Ankara’ya ağabeyini
ziyarete gittiğinde Yengesi Yıldız
Kenter’in teşvikiyle 1953’de aralıksız
38 yıl çalışacağı TRT’ye Ankara
Radyosu’nda adım attı. Radyoda eğitim
görürken tüccar Aldemir Sipahi ile
tanıştı, 23 Ocak 1957’de evlendiler.
Sahneye ilk olarak Ankara Beşinci Tiyatroda Berrin Menderes himayesinde
düzenlenen bir gecede çıktı. Yankıları
uzun süre devam eden ilk konserini ise
1959’da Ankara Büyük Sinemada verdi.
Plaklara 300 şarkı doldurdu, radyoda ise 1500 eserlik repertuar
seslendirdi. İlk olarak Ankara’dayken
Odeon’dan iki taş plak çıkarttı,
(bunlardan “Bir Rüzgardır”ı en son
albümünde tekrar okudu), ardından Pathe
firmasına 13 plak yaptıktan sonra tekrar
Odeon’a döndü, seneler boyu epeyce plak
çıkarttı, ardından Televizyon Plak,
Yonca ve Diskotür’le çalıştı.
Nesrin Sipahi arabeskin saltanat sürdüğü dönemde bile klasik Türk müziği
eserlerinden oluşan albümler yapmaktan
çekinmedi. İlk taş plağından son CD’sine
kadar mutlaka en kaliteli orkestralar ve
müzisyenlerle çalıştı, dönemin en büyük
yapımcıları olan Grünberg kardeşlerin de
desteğiyle diskografisinde vasat
sayılacak hiçbir eser barındırmadı. Ses
aralığının ender rastlanan genişlikte
olması sayesinde en zor şarkıları
notaların tüm kıvraklığının hakkını
vererek rahatça okudu. Batı
standartlarında sopranoydu ama
mezzosoprano ve koloratur soprano
parçalarını da okuyabiliyordu. Sanki
orkestrayı sesiyle yönetiyordu. Radyoda
terbiye edilen müzik anlayışı gereği
muhteşem sesini hiçbir zaman ses
gösterisi yapmak için kullanmadı, bütün
şarkıları bağırmadan, heceleri uzatmadan
okudu. Bu özelliğini en iyi Münir
Nurettin Selçuk’un okuması için sadece
kendisine izin verdiği eseri “Endülüs’te
Raks”da hissetmek mümkün.
Caz müziği, o zamanlar popüler olan İtalyanca şarkılar gibi batı müziği
dinlemeyi sevdiği için bu türde plaklar
yapması da sürpriz olmadı. Diğer
assolistler gibi klasik bir görüntüsü
olmayan, güzelliği Brigitte Bardot ile
kıyaslanan, bugün için bile çok şık
sayılan kostümler giyen Nesrin
Sipahi’nin pop plakları yadırganmadı,
aksine yıllar içinde epeycesini yaptı.
Kendisine Üç Hürel de eşlik etti, Selmi
Andak’tan, Nino Varon’dan, Bora
Ayanoğlu’dan, Ülkü Aker’den, Norayr
Demirci’den, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan da
şarkılar aldı. Arif Mardin kendisine
ödüller getiren “Windmills of Your Mind”
isimli şarkının aranjmanını büyük koro
ile başarıyla seslendirdiği için
Sipahi’ye hayranlığını yazıyla iletti.
“Sen İstedin” plağı öyle bir yankı
yarattı ki, filmlerde kullanıldı,
başkaları da plak yaptı. Anadolu Pop da
söyledi. “Ankara Rüzgarı’nda” olduğu
gibi caz sınırlarında dolandı. Selmi
Andak "Nesrin Sipahi Batı müziği ve Türk
sanat müziği arasında bir köprüdür"
derdi.
Yakın dostu olan film yapımcılarını kıramayarak bazı filmlere özel olarak
şarkılar yapıp Türkan Şoray ve Hülya
Koçyiğit gibi oyunculara ses verdi. Bu
arada Tamer Yiğit’le bir de film
çevirdi, ancak zaten sahnelerden dolayı
ailesine vakit ayırmakta zorlandığı için
bir daha film tekliflerini kabul etmedi.
Sanatıyla, toplumdaki saygınlığıyla örnek olduğu için Türk Devleti
tarafından birçok ülkeye kültürümüzü
tanıtmak için gönderildi. Amerika’da 5
konser verdi, Fransa’da albüm çıkardı,
Sovyetler Birliği’ne bağlı ülkelerde 35
gün turneye çıktı, orada Rusça,
Ermenice, Azerice şarkılar da okudu.
Almanya, Fransa, Fas, Tunus, Suriye,
Ürdün, Mısır, Kanada, Avustralya
konserler verdi, ve tabii ki İspanya’da
muhtelif şehirlerde Endülüs’te Raks
söylemeden olmazdı. Bu başarılı dönemin
ardından Devlet Sanatçılığı payesi aldı.
1992’de Kudsi Ergüner’le yaptığı ve hala tüm dünyada satışta bulunan
“Sharki” adlı son albümünden sonra
stüdyoya girmedi. Bugün hala büyük
salonlarda konser vermesi için teklif
aldığı halde sadece zaman zaman dost
toplantılarında eşlik etmeyi tercih
ediyor. Şimdilerde mesleğini en iyi
şekilde yapmış olmanın huzuruyla, eşiyle
birlikte emeklilik günlerini geçiriyor,
zamanında büyük ses getiren şarkılarını
elinizde tuttuğunuz albüm gibi birçok
solo ve karma projelerde pürüzsüz, CD
kalitesinde duydukça halkımıza ve
torunlarına böyle güçlü bir miras
bırakmanın heyecanını yaşıyor. |