|
Kaybolmayan Odeon Yılları
Popüler müziğimizin şanlı
firmalarından Odeon çok güçlü
bir arşive sahip.
Bu güçlü arşiv, yıllar önce
oluşturulmuş bir plan dahilinde
disklere transfer ediliyor.
Kayıtlar temizleniyor, elden
geçiriliyor.
Bu işlemler, “dijital çağ”ın
bütün nimetlerinden
yararlanılarak yapılıyor hem de.
Eski şarkılar geçmişin tozunu
üzerlerinden silkeleyerek
çıkıyorlar karşımıza; yeni bir
hayat buluyor, yarına
uzanmanın-kalmanın imkanını elde
ediyorlar.
Bir yandan da, “dijital”i,
yaşamının olmazsa olmazı haline
getirmiş olan günümüzün kuşağı,
geçmişte yapılan şarkılar
hakkında bilgileniyor, popüler
müziğimizin “hep o şarkı” demek
olmadığını görüyor, “tek bir
ritm-tek bir ses”e hapsolmanın,
şart olmadığını anlıyor.
Odeon bundan bir süre önce
“Güldeste” adlı pakette, ayrı
ayrı basılmış dört albümü,
Müzeyyen Senar, Zeki Müren,
Yaşar Özel ve Mustafa
Sağyaşar’ın albümlerini bir
araya getirmiş ve Türk Müziğinin
“Sanat Müziği” olarak kabul
edildiği o pırıltılı “geçmiş”i,
günümüze taşımıştı.
“Güldeste”nin gördüğü ilgi
Odeon’un yöneticilerine gerekli
morali-şevki verdi ve ikincisini
hazırlamaya karar verdiler.
“Güldeste”nin ikinci ayağında,
bir önceki gibi dört albüm
mevcut.
Türk Sanat Müziğinin gerçekten
ölümsüz sesleri Yaşar Özel ve
Mustafa Sağyaşar, ilkinde olduğu
gibi, ikinci ayağın da önemli
konukları.
Ve Mediha Demirkıran ile Perihan
Altındağ Sözeri de var; Türk
Müziği dendiğinde, ilk akla
gelebilecek beş-on isimden
ikisi.
Bu kadro, “Odeon Yılları” olarak
anageldiğimiz ve ihtiva ettiği
tarihler-isimler-şarkılar
nedeniyle, neredeyse tarihsel
bir “üst başlık” haline gelmiş
dönemin, asla kaybolmayacağını
gösterecek bize.
Yeniden ve bir kere daha.
Sizden uzak günlerimiz
“Güldeste 2”nin konuklarından
Mediha Demirkıran’ın “Odeon
Yılları” albümü, ilk
yayınlandığı günden beri büyük
ses getirdi. Türk Sanat
Müziğinin kraliçelerinden
Demirkıran’ın o çok farklı, çok
güçlü “ses”i ile hayat verdiği
şarkılar, bu albümün yayınlanışı
ile birlikte yeniden çınlar
olmuş, yeniden hayatımıza
karışmıştı.
Demirkıran 1951 yılında girdi
müzik dünyasına. Radyo Dünyası
dergisinin düzenlediği bir “ses
yarışması”'na katıldı ve 1.
oldu. Ardından da Ankara
Radyosu’na girdi. Bu radyodaki
birkaç yıllık çalışma sonrasında
sahnelere geçti ve şarkılarını,
dönemin en önemli, en saygın
gazinolarında seslendirmeyi
sürdürdü.
1960 yılında yeniden radyoya
döndü. Bu sefer İstanbul
Radyosu’nun çatısı altındaydı.
Radyo ve sahneyi birlikte
yürütmeye başladı, her iki
alanda da büyük bir başarı ve ün
elde etti.
Sanatçı müziğe, şarkılara olan
derin bağları nedeniyle,
genellikle birlikte
yürütülemeyen bu iki alana da
hakim oldu, her ikisini de
hakkıyla sürdürdü.
En büyük özelliği o kimselere
benzemez ses rengi, herkese fark
atan yorum gücüydü Demirkıran’ın.
Bu nedenle de, ne söylerse
söylesin farketmemiş, hemen
hemen herkes onun sesiyle
kanatlanmış olan şarkıları
bağrına basmıştı.
Tıpkı Münir Nurettin Selçuk ve
Müzeyyen Senar gibi, Demirkıran
da uzun bir süre Odeon ile
çalıştı. Müziği ve birlikte
çalıştığı sanatçıları çok
ciddiye alan bu saygın firmamız,
Demirkan ile bir “altın çağ”
yaşadı ve yaşattı. Demirkıran
da, Odeon tarafından yayınlanan
plakları-şarkıları ile zirveye
çıktı ve sayısı milyonları bulan
bir hayran kitlesi edindi.
“Güldeste 2”nin Demirkıran
sayfası, bu anlı şanlı çağı
hatırlamak için, mükemmel bir
fırsat.
Çok görmeyin ne olur
Müzik yaşamına Ankara’da
başlayan Perihan Altındağ
Sözeri’nin “Anısına Saygı”
albümü de, Odeon’un Türk Sanat
Müziğinin bülbüllerinden birine,
saygı ve sevgilerini sunma amacı
ile hazırlandı.
Aralarında Refik Fersan, Nuri
Halil Poyraz, Mesut Cemil ve
Fahri Kopuz gibi “derya”ların da
bulunduğu müzisyenlerden dersler
alarak kendisine sağlam bir alt
yapı hazırlamış olan Sözeri’nin
bu albümünde, hem Türk Müziğinin
seslendirilmesi her zaman büyük
tecrübe gerektirmiş “zor”
şarkıları, hem de 70’li
yıllarda, bu müzik akımının her
kesimden insanı kucaklaması için
yapılmış daha “renkli” şarkıları
mevcut.
Sözeri, Türk Müziğinin layıkıyla
yorumlayabilmek için büyük
ustalık gerektiren şarkılarından
biri olan (Şekerci Cemil Bey’in
Hicaz makamındaki şarkısı) “Bir
Nigah Et Ne Olur (Halime Ey
Gonca Dehen)”i de, (Emel Sayın
ve Bülent Ersoy’un geniş
yığınlara ulaştırmış olduğu “Çok
Görmeyin ne Olur (Bırakın
Seviyorum)”u da aynı
yetkinlikte, aynı doğrulukta
seslendirmiş.
Aynı ruh ve duyarlıkta da.
Perihan Altındağ Sözeri, ait
olduğu kuşağın tamamına
yakınında olduğu gibi,
seslendirdiği her şarkıya bütün
ruhunu katanlardandı.
Avuçlarımızda hala sıcaklığınız
var
Popüler müziğimizin saygın
isimlerinden Yaşar Özel ve
Mustafa Sağyaşar’ın albümleri
de, “Güldeste 2”yi tamamlayan
diğer albümler.
Müzik yaşamına Ankara’da
başlayan, İstanbul’a
yerleştikten sonra İstanbul
Radyosu’nun çatısı altında Türk
Müziğinin en önemli
yorumcularından biri haline
gelen Özel’in albümü de, hem
“klasik”, hem de “popüler”
şarkılar ihtiva etmekte.
Başta “Bu Kadar Yürekten Çağırma
Beni (Bir Gece Ansızın
Gelebilirim)” ve “Geçmesin
Günümüz (Sevgilim Yasla)” olmak
üzere, Özel’in albümündeki
şarkıların tamamı, bu “davudi”
sesli sanatçının yorumu
sayesinde emsalsiz bir biçime
evrilmiş.
Mustafa Sağyaşar’ın albümü de
öyle; tek kelimeyle emsalsiz.
Lise yıllarında verdiği bir
“özel konser” sonrasında,
gazetelerin “Münir Nurettin
Selçuk’u aratmayan genç” olarak
niteleyecekleri Sağyaşar’ın
albümünde de, “işin sırrı
denge”, mükemmel bir biçimde
tutturulmuş.
“Tez geçse de her Sevgide (Bin
Hatıra Vardır)” başta olmak
üzere, bütün şarkılar geçmişi
“yad etmek” için bulunmaz nimet.
Yıllar geçip gidiyor; “zaman”ın
kimseye aldırdığı görülmemiştir.
Önemli olan şarkıların
kalmasıdır; dünden bugüne
gelmesi, bugünden yarına
uzanmasıdır.
Odeon da bunun bilincinde.
Şarkıları yarına aktarmak için
var gücüyle çalışıyor. Biz
“fani”lerin sonsuza dek yaşama
imkanı yok ama, hayatımıza,
aşklarımıza-acılarımıza, iyi
günümüze-kötü günümüze eşlik
etmiş bu şarkıların yarına
kalması, bizim olmasa da,
yaşadıklarımızın-gördüklerimizin-geçirdiklerimizin
yarına kalması anlamına geliyor.
Bu nedenle Odeon, her birinde
“bin hatıra” olan bu şarkıların
yanında yer alıyor. Odeon’un
başta Dani Grünberg olmak üzere
tüm yöneticilerine, başta Zeynep
Göktürk olmak üzere tüm
çalışanlarına teşekkürlerimiz
sonsuz.
Arşivinize, yıllarınıza bereket. |