|
Esin AFŞAR |
|
|
|
"
ODEON YILLARI " |
|
Odeon Müzik
olarak, Türk Müzik sektöründeki 87.
yılımıza girerken, tarihimizde pek çok
ilki gerçekleştirdik. İlk Türkçe Pop
şarkıyı plak olarak yayınlayan,
ülkemizde ilk CD fabrikasını kuran ve
10.000’i aşan arşiviyle bir çok önemli
projeye imza atan firmamız yaptığı
eserlerle hala müzik sektöründeki yerini
koruyor.
Odeon Koleksiyon’u oluşturmaya
başladığımız 1999 yılından bu yana 100’e
yakın albümü, 2000’e yakın şarkıyı tozlu
raflardan kurtararak CD’lere ve digital
ortama aktardık, kaybolmalarını ve
unutulmalarını engelledik.
Şimdi de sıra Esin Afşar – Odeon
Yılları albümünde.
70’li yılların başında, sevgili Erkan
Özerman’ın bize tanıştırdığı Esin Afşar
ile o günden bu yana yaklaşık 40 yıllık
çalışma arkadaşlığımız ve dostluğumuz
devam ediyor. Ses sanatçısı, tiyatro ve
sinema oyuncusu, yazar, çevirmen, anne,
eş... Yurt içinde ve yurt dışında pek
çok konser vermiş, yurt dışında ülkemizi
başarı ile temsil etmiş, ödüller almış
bir sanatçımız. Uzun soluklu sanat
hayatında yıllardır hep farklı bir yerde
durup, farklı işlere imza atmış, çağdaş
Türk Kadını olarak, naif duruşunun
altında çelik gibi sağlam güçlü ve
özgürlükçü bir Türk kadını...
Teşekkürler Esinciğim.
Albümde bize destek veren kıymetli eser
sahipleri Bülent Pozam, Nino Varon,
Fikret Şeneş, Burhan Gökalp, Baha
Boduroğlu ve rahmetli Selmi Andak’a bu
güzel şarkılar için teşekkürler.
Biz yine bu albümü Zeynep Göktürk, Yavuz
Hakan Tok ve Fatoş Dinçtürk ile birlikte
hazırladık. Hep uyum içinde ve hep
keyifle. Çalışma arkadaşlarıma da çok
teşekkürler.
Hayat müzikle ve dostlarla güzel Yunus
Emre’nin dediği gibi “Gel Dosta
Gidelim”...
Ve hayatımızda hep müzik olsun... |
|
Dani
Grünberg
ODEON Grubu Müzik
Yapımcılık Tic. A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı
Aralık 2010 |
|
“HACER
HANIM NEDEN KÜSTÜ?”
Diplomat ve yazar bir babanın,
gazeteci ve yazar bir annenin kızı,
“dünyanın en genç profesörü” unvanı
taşıyacak bir ağabeyin kız kardeşi
olarak dünyaya gelmek, yaşadığı ülkenin,
ülke insanının, hayatın, günün, gündemin
farkında olarak büyümekle eş anlamlıydı.
Nitekim öyle büyüdü Esin Afşar.
Kitaplarla, yazıyla, dünya gündemiyle,
sanatla, müzikle iç içe büyüdü ve daha
çok genç yaşlarda sanatı meslek edinmek
arzusu, onu Ankara Devlet
Konservatuarı’nın kapısına kadar
götürdü.
Konservatuarda piyano ve şan eğitimi
almıştı ama sanat dünyasına ilk
profesyonel adım atışı Devlet
Tiyatrolarında piyanistlik yaparak
olacaktı. Bir gün Muhsin Ertuğrul ona
“Sahnenin çukurunda olacağına, üzerinde
ol” dedi. Bu cümlenin peşi sıra gelen
destek onun hayatındaki dönüm
noktalarından biri olacak ve kısa bir
süre sonra kendini tiyatro sahnesinde
oyuncu olarak bulacaktı.
O dönemde, kesintisiz olarak tam 12 sene
boyunca tiyatro oyunculuğu yaptı Esin
Afşar. Şan eğitimi ve müzik bilgisi,
müzikli oyunlar sahnelerken onun için
bir avantaj oluyor, bu tarz temsillerde
yıldızı daha da parlıyordu. Nitekim çok
geçmeden bu yetenek, menajer Erkan
Özerman’ın dikkatini çekecekti. Özerman,
o dönem Fransa ve Türkiye arasında bir
kültür ve sanat köprüsü kurma yolunda
azımsanmayacak bir çaba sarf etmekte idi
ve çalıştığı her yıldız onun için bu
köprünün bir kilometre taşı oluyordu.
Sadece Türkiye’yi değil, Avrupa müzik
piyasasını da çok iyi bilen Erkan
Özerman, Esin Afşar’daki bu ayrıcalığı
fark etmekte gecikmemiş ve onu artık bir
oyuncu olarak değil, bir şarkıcı olarak
şarkı söylemeye ikna etmişti.
İlk olarak Ankara Bulvar Palas Oteli’nde
program yapmaya başlayan Esin Afşar,
dönemin gereklerine uygun olarak,
orkestra eşliğinde yabancı sözlü
şarkılar söylüyordu. Günün birinde büyük
halk ozanı Ruhi Su ile tanıştı. Bu
tanışlık onun hayatında bir başka dönüm
noktası olacaktı. Kentli bir ailede
büyümüş, çocukluğundan itibaren Batı
müziğiyle haşır neşir olmuştu. Ve şimdi
Anadolu halk müziğini daha yakından
tanıyordu.
Halk müziğinin geleneksel yapısını, Batı
müziği formlarıyla yorumlama
çalışmalarının ilk tohumları o günlerde
atıldı. Bu tavır, o günün Türkiye’si
için çok yeni, çok alışılmadık, dönemin
müzik muhafazakarlarının nezdinde
neredeyse “anarşist”; yenilikçilerin
nazarında ise bir o kadar “ilerici” bir
tavırdı. Neyse ki Esin Afşar’ın bu
bilerek ve isteyerek takınılmış tavrın
arkasında durabilecek gücü, müzikal
donanımı ve cesareti vardı.
İlk 45’liği 1969 yılında yayımlandı. Bu
plakta Esin Afşar, Yunus Emre’nin
dizelerini bestelemiş (“Bana Seni Gerek
Seni”), Aşık Veysel’in “Kara Toprak”ıyla
birlikte, sadece bir tek gitar eşliğinde
kaydetmişti. Büyük ses getiren bu plağı
hemen bir ikincisi takip etti ve Esin
Afşar’ı tüm ülkeye tanıtan şarkı, bu
ikinci plakta yer alan “Yoh Yoh” oldu.
Esin Afşar’ın bütün teatral yeteneği ve
sempatisiyle adeta canlandırarak
seslendirdiği bu türkü, kısa sürede
dillere düştü, plak uzun süre liste
başında kaldı.
Bu başarıyı ardı ardına yayınlanan diğer
45’likler izleyecek ve Anadolu-popta
Esin Afşar adı iyiden iyiye hafızalara
kazınacaktı. |
|
|
ALBÜMDEKİ ŞARKILAR |
|
1- Zühtü
Beste : Burhan Gökalp
Söz : Burhan Gökalp |
|
2- Hacer Hanım
Beste : Selmi Andak
Söz : Ahmet Kılıç |
|
3- Diley Diley Yar
Beste : Nino Varon
Söz : Bülent Pozam |
|
4- Yağan Yağmur
Beste : Baha Boduroğlu
Söz : Karacaoğlan |
|
5- Çatladı
Dudaklarım Öpülmeyi Öpülmeyi
Beste : Esin Afşar
Söz : Esin Afşar |
|
6- Gel Dosta Gidelim
Beste : Selmi Andak
Söz : Yunus Emre |
|
7- Sivastapol
Beste : Anonim
Söz : Anonim |
|
8- Cevizin Yaprağı
Beste : Anonim
Söz : Anonim |
|
9- Kaz
Beste : Engin Atamar
Söz : Kaygusuz Abdal |
|
10 - Küçük Kuşum
Beste : Anonim
Söz : Anonim |
|
11- Ben Olayım
Beste : Selmi Andak
Söz : Fikret Şeneş |
|
12- Sorma
Beste : Bülent Pozam
Söz : Anonim |
|
|
|
yazının devamı.. |
|
Etnik olanla modern ve uluslar
arası olanın, doğru bir teknik ve yetkin bir icrayla şarkılara
dönüştüğü bu müzikal arayış, çok geçmeden yurt dışında da ses
getirdi ve Esin Afşar’ın çalışmaları başta Fransa olmak üzere,
dünyanın bir çok ülkesinde yankı buldu. Romanya Broşov Uluslararası
Müzik Festivali’nde aldığı Kritik Ödülü, Bulgaristan Altın Orfe
Müzik Festivali üçüncülüğü, Fransa, Rusya, İsrail, Avustralya, Türki
Cumhuriyetleri ve daha bir çok ülkede verdiği konserler ile
kendisine ilk kez dönemin Dış İşleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil
tarafından layık görülen “diplomatik sanatçı” unvanını kariyeri
boyunca taşımaya devam edecek ve uzun yıllar boyu Türkiye’nin
“gönüllü kültür elçisi” olacaktı.
Piyanistlik, oyunculuk, şarkıcılık, bestecilik, yazarlık ve
çevirmenlik gibi meziyetlerinin yanında ve belki de ötesinde,
inandığı düşünce ve değerlerin peşinde sonuna kadar aktivist
olmaktan çekinmeyen tavrı, rüzgarın esişine göre yön değiştirmeyen
net ve açık politik duruşuyla da adından sıkça söz ettirdi. Bu tavır
dönem dönem müziğine de etkileyici bir biçimde yansıdı.
Esin Afşar ve ODEON Müzik’in yolu iki kez kesişecekti. İlki 1971
yılında gerçekleşecek ve bu dönemde ODEON etiketli dört 45’lik plak
yayımlanacaktı. 1976 yılında gerçekleşen ikinci ortaklıktan geriye
ise iki 45’lik kaldı. Esin Afşar’ın toplam 12 şarkılık “ODEON
Yılları”, ilk kez bu albümle bir araya getirilmiş ve yıllar sonra
yeniden yayımlanmış oluyor.
Yukarıda bahsettiğim ve içinde bulunulan yıllar göz önüne
alındığında neresinden baksanız çok cesur, çok ilerici bir öngörüyle
atılmış her bir adım, bu albümde bir şarkıya denk geliyor. Özellikle
“Zühtü” ve “Hacer Hanım”ın yetmişlerin ikinci yarısından itibaren
artık tıkanmaya başlayacak popüler müziğe yepyeni bir pencere açmış
çalışmalar olduğu bugünden bakınca çok daha net görülebiliyor. Ne
yazık ki bu şarkıların yayımlanışından bir süre sonra, aşağı yukarı
seksenlerin başında, halk müziğinin çok seslileştirilmesine ve dahi
halk müziği enstrümanlarının pop şarkılarında kullanılmasına
getirilen yayın yasakları bu çıkış yolunun uzunca bir süre daha
kapalı kalmasına neden olacaktı.
Kocaman gözlü, sarışın ve güzel kadının ekranda mimikleriyle ustaca
oynayarak, alabildiğine yetkin bir şan tekniğiyle seslendirdiği
şarkılarını; en çok da “Zühtü” ve “Hacer Hanım”ı tutkuyla severdim.
Bu iki plağı da döndüre döndüre eskitmişliğim vardır pikabımda.
Bugün bu albüme kıyısından köşesinden bir imza atabiliyor olmanın da
bende değeri çok başka bu yüzden.
Esin Afşar’ın hayat hikayesi, başından bu yana her biri emin atılmış
adımlarla dolu kariyeri, kendi gerçekliğini zaten o kadar yoruma
mahal bırakmayacak denli açık anlatıyor ki, üstüne edilecek söz
kalmıyor. Eh, bu durumda bize de oturup albümü dinlemek düşüyor. Hem
ODEON arşivinin, hem de Esin Afşar kariyerinin plaklarda kalmış
önemli bir kısmı artık elimizin altında. Eh hadi başlayalım.
Dinleyelim bakalım, kimin yariymiş bu Zühtü? Kırk günde kaynamayan
aş ne imiş? Nerelerdeymiş küçük kuş ve neden küsmüş şu bizim
meşhuuuuur Hacer Hanım? |
|
Yavuz Hakan Tok
Aralık 2010 |
|